|
İlkokul
ikinci sınıftayım. Ekmek bıçağı, lavabo ve kolum.
Etrafı kirletmemek için kolumu lavaboya yanaştırışım,
haykırışım "Anne!"...
Ben hep yok olanları haykırdım bile bile. Farkına
vardığımda dalından koparılmış bir çiçek gibi
son çırpınışlarımdaydım. Eğer o gün ekmek bıçağını
doğru dürüst kullansaydım farkına varmayacaktım
bunun ve karşılıksız tüm sevgilerime hain bir
gülücük gönderecektim APS ile. Çelişkilerim de
olmayacaktı. "Onbeş yaşında ölünür mü a be
çocuk!" dediğim Barış için ağlamayacaktım
bu kadar. Baasına her gün ziyaretine gelmiyor
diye kozmayacaktım. Keşke her gün ama her gün
gelse diyecektim. Lise yıllarımda okul takımının
malzemecisiydim. Bu hep böyle sürdü. Girdiğim
tüm takım oyunu ilişkilerinde malzemeciydim. Takım
oyunlarını artık sevmiyorum. Dostlarım (bu kelime
hakkında şüphelerim var, en azından bu kelime
bana çağdaşlarımın aklına gelenleri çağrıştırmıyor.)
bizi bu kadar sevme, diyorlar. Seveceksen "bizim
gibi" sev diyorlar. Yani hakkınca ve ayakta
kalarak. Ha bir de bize güvenme, diyorlar. Oysa
o kadar fazla bir şey istememiştim.Atlayarak yürüdüğüme
göre dost bildiklerime güvenirim. Dikkat edildiyse
yürümek eylemselliği geçti, o halde ayaktayım.
Dürüstlük, hakkıncalık anlayışımda hiç onlarınkine
uymuyor. Aslında burada onlara ağır gelecek düşüncelerim
var. Ancak ağırlığını kimsenin kaldıramayacağını
sanıyorum, dahası biliyorum. Kafamdaki tüm bu
muhabbetleri bir kenara bırakarak anama gittim.
Sarıldım ona, toprak kokuyordu, öptüm onu. Biraz
dertleştem onunla. Ağladı anam, ben de. Yanına
temelli gidişimde beni kucağına alacak, öpecek
beni toprak dudaklarıyla, ayran çorbası da içirecek.
Büyüyünce unutursun demişlerdi. Küçükken yanına
gelme çabalarımı bunun için engellemişlerdi. Oysa
büyüdükçe, seni ne kadar özlüyorum. Barış'ın babası
su veriyordu gülüne yaşaması için. Barış'ın kulağına
eğildim: "Şiir getirenlerin çok olsun çocuğum"
dedim. Güldü. Sevindim. Sevincim tüm sinekleri
boğdu. Sigaramı yaktım, yola koyuldum. Eve gidemedim,
deniz kenarına oturdum. Tüm gece dalgalar yüzümü
öptü. Denizin beni bu kadar sevişi şaşırtmadı.
Kendisi hakkında iyi düşüncelerimi bilir. Güneşin
doğuşu ile; iyi ki ekmek bıçağını kullanmamışım
dedim, kendime...
|