| ..::.::...:::. |
 |
.:::...::.::.. |
 |
Cahit Zarifoğlu'na "şair-i maderzat" ifadesi rasgele söylenmemiştir. Sanatçı kişiliği mayasında vardır. Elini attığı her işi başarmış, her işe kendi orjinalliğini katmasını bilmiştir...
Zarifoğlu'nun kısa ama bereketli ömründe yaptığı işlerden biri de Açı Dergisi'ni çıkarmak olmuştur. Bu küçük deneyim belki de ona Mavera dergisinin altyapısını hazırlamıştır. Kimbilir. Açı, tek sayılık olmasına rağmen Cahit Zarifoğlu ile ilgili birçok biyografide bu dergiden bahsedilmesi ilginçtir.
|
Sevgili Kardeşim,
Mustafa'dan gelen 44 kişilik abone listesinde sizin de isminiz var. Mustafa bu listeden 4 kişiyi ayrıca kısa bilgilerle tanıtıyor, kendilerine mektup yazmamı istiyordu. Hem Mavera'nın Almanya'da daha çok tanıtılmasında, hem de Mavera'ya yapılabilecek sair katkılarda bu arkadaşların yardımcı olabilecek yetenekte olabileceklerini, daha doğrusu olduklarını belirtiyordu. Sizin isminizin yanında, ayrıca yapmakta olduğunuz tahsili ve çalışmalarınızın olduğunu özellikle yazıyordu.
|
 |
 |
Gerçi ben resimle başlamadım sen Zarif gibi, duyduğum müzikti yekten;
Tablolarım bilyelerimdi; boz toprağın, kızıl suyun rengini çeşitlendiren.
Renkli göremedim, mevsim tekti; bir kahraman gezer dururdu dışarıda:
Elleri diye seslerini tutardım nasılsa sesleri yeterdi elleri gerektirmeyen.
|
Her insanın bir sorumluluk çevresi var. Mafia babaları dâhil. Eh, bir şairin de olacak böyle bir duygusu. Ancak şairlikle ilgili bir sorumluluğu derinlemesine anlamış idrak etmiş değilim. Kendimi bildim bileli şiir yazıyorum. Baş işim olarak. Ancak çok tabii bir işleyişle. Belli düşüncelerle etrafını çevirerek bir yerlere yönlendirerek değil. buna rağmen bir sorumluluk vardır. Kendiliğinden. Bunu da eğilimlerimiz, dünyaya bakışımız belirliyor. Ancak şahsen bu belirlemenin bir filitreden, bir süzgeçten ibaret olduğunu söylemeliyim. Yani doğrudan şiire müdahaleleri yoktur. Aksi halde şiir tehlikeye girer. Bildiriye dönüşür.
|
 |
Cahit Zarifoğlu'nun "Okuyucularla" yazışmaları hepimizin malumu. Bir "mektep" vasfını kazanmış bu yazışmaların 'benzer' bir örneği de bir daha olmamıştır. Bu yazışmalarda 'tanıdık' bir çok simayı görmekte sizin için şaşırtıcı olmayacaktır. Okuyucularla Zarifoğlu'nu tanımak, şiirine açılır kapılar bulmak vb. açılardan önemli olduğu kadar; bir şairin duruşunu, şairliğini, haysiyetini, yazarlık zanaatını görmek ve anlamak için de ufuk açıcıdır. Dahası bir dergi çıkarmanın, yazarlığın hakiki anlamlarıyla yüzleşme imkanı da sağlayacaktır.
|
 |
 |
ELLERİM ÜZRE YÜZ KARALARIM, daha da bir acınıyorum erkekliğime
şimdi demirler ötesinde ömürlerim, seneler mut'suz geçecek
yok ama SENELER KADINSIZ, yok
senin uzun uzun bakmaların
dı benim tutsak yaşantılarım yok...
|
bir kızın saçları seni görmek kadar sana benziyordu
seni duymak kadar avuntulu
tutsandı arkama yaslanacaktım
bu ayaklar benim değildir alın
mutsuz ve parasız yaşantılardan beri gemiler ayaksızlandılar bilmelisiniz
|
 |
 |
Bu evde, duydukları hiçbir şeyin eksikliğini dile getirmeyen, ince ruhlu insanların, bir şairin ruhunu ve bir babanın eksikliğini duyumsayarak yaşadığını belli eden bir hava var...
|
Rahmete açılan bir gökyüzüydü
Üstümüze yıldızlar serpen
Şefkatli bir anne gibiydi
Seni bağrına basan toprak
|
 |
 |
ACZ'i kurcaladım yüreğimi yontarak
hani senin gezdiğin
otostop caddelerinden geçtim
hani şu yalnızlığın caddelerinden...
|
mezopotamya'da akşamlar bildiğinizce değil
delhi'de bir kaşık suya eğiliyorlar
gemilerin alamıyacağı kadar günah var eteklerimin altında
gözlerini alabildiğinize sevda kepenklerinin önünde tutuyorlar
|
 |
|
..::.::...:::.
Beyaz haberlerim oluşuyor kardeşlerim
.:::...::.::..
|
|
Şubat
2010__© zarif@zarifce.com
|
|